/  
Ön yapraq » Məqalə ,Analiz və söyləyiş » 90 Yıllık ihanetin 2. Perdesi mi

90 Yıllık ihanetin 2. Perdesi mi

Oğuz TV: 12 Aralık 1925  Türk tarihinin en kadim Türk devletlerinin kurulduğu topraklardan  biri olan ata yurdumuz İran’ın kaybedildiği tarihtir. 1925’te Türk egemenliği sona ermiş, dolayısıyla Türkçe yasaklanmış, Türk kimliği de baskı altına girmiştir. Oysa ki üzerinde Gazneliler,  Selçuklular, Harzemşahlar, Akkoyunlular, Safevi ler  gibi Türk devletlerinin kurulduğu topraklardı. İran aynı zamanda Anadolu’daki  Türk varlığının Orta Asya’daki ata yurdu ile bir köprü konumundaydı. Peki  bu kadim Türk yurdu nasıl kaybedildi ?

 Şüphesiz bu aşamaya bir anda gelinmedi, Türk kimliğine uzun ve planlı şekilde  gerçekleşen saldırıların sonucunda bu noktaya gelindi.  Yüzyıllar süren Osmanlı İran savaşları sadece Türk’ün Türk’ü kırmasının yanında bu iki devletin güç  kaybetmesini  ve  bazı  en kadim yurtların kaybedilmesine neden olmuştur. Öyle ki, Ruslar İran ‘ın elinden Kuzey Azerbaycan’ı, Osmanlı’nın elinden de Kırım’ı  almıştı. 19.YY de İngilizlerin  Orta doğu petrollerine olan ilgisinden İran da nasibini almıştı. 1.Dünya savaşı sonra İran’ın başında bir Türk’ün olması İngiliz çıkarları için ileride büyük tehlike arz edebilirdi. Bu nedenle  uzun zaman yatırım yaptığı mollaların Rıza Pehlevi’nin Kraliyet ilanında önemli rolü oldu. Tabi bu molaların uyuşturduğu bir çok Türk’ten bir itiraz gelmedi. Bir toplumu yıkan en büyük faktör şüphesiz o toplumun iç hastalıklarıdır. Türk tarihi bu iç hastalıklarla doludur,  Göktürkleri Çinlileşme çabaları, Osmanlı’yı Araplaşma çabaları  ve  İran’daki Türk devletlerini de farslılaşma çabaları önce yozlaştırıp sonra da içeriden çökertti. 

Bugün Türkiye’de Soros vakıfları tarafından siyaset sahnesine sürülmüş politikacıların sürekli dile getirdiği Türksüz yeni anayasa bu tuzakların başındadır. 

Türklüğün çıkarıldığı bir anayasa durumunda bir avuç  azınlık bile ülkede çoğunluk olduklarını,Türklerin azınlıkta olduğunu iddia etmeye başlayacaktır. Bunun örneği İran’da yaşanmış  görülmüştür. 90 yıldır fars işgalinde olan İran örneği gözümüzün önünde dururken son yıllarda benzer acem oyunları  Türkiye’de de sergilenmeye başlandı.  

Mezhepçi  taassuplarıyla İran güzellemeleri  yapıp , Türkiye -İran  karşı  karşıya  gelse  İran  safına geçeceğini söyleyen vekil ortaya çıktı. Üstelik bu vekilin Atatürk’ün kurduğu partiden vekil oluşu da durumun ne boyutlara ulaştığının göstergesidir. Peki İran safına ne adına geçiliyormuş? Türkiye’de de mi  Türkçe yasaklansın, farsça mı hakim olsun?  Kadınlar İran’daki gibi sokaklarda kıyafeti yüzünden tutuklansın mı ?  

kadınlar ırmak kenarında selfie çektiği için ırmaklar kuruyor diye kadınlara selfie yasağı fetvası veren mollalar mı bassın Türkiye’yi . Yine aynı vekil, Türk tarihinin en büyük  padişahlarından olan Yavuz Sultan Selim’e de kolayca kin kusabilmiştir. Suriye,  Mısır ve Arap yarım adasını fetheden Yavuz Sultan Selim’in İstanbul’da 3.köprüye adının verilmesi bu İran hayranı vekili oldukça rahatsız etmiştir. Bu vekile göre tarihte varlığı  tartışmalı olan Pir Sultan Abdal denen bir şairin ismi Yavuz’un yerine köprüye verilmeliymiş.  Bir  Türk yurdu olan İran işte tam da bu tür mezhepçi  taassuplar nedeniyle kaybedilmiştir, mezhebini  Türk egemenliğine, Türk diline tercih edenlerin İran’ın kaybedilmesinde büyük rolü vardır.  Bugün İran’da  Türkler adına 90 yıldır çekilen çilenin ,yaşanan acıların, sürgünlerin haddi hududu yoktur.  Mezhepçi  kinlerine  kapılıp bu tür İran sevdalısı vekillerin ardından gidenler yarın kendi öz yurtlarında başına gelecek olanları ve çekeceği  acıları hayal bile edemezler.

 Serdar Baktas

Comments,Baxışınız
oguz gif telegram