/  
Ön yapraq » Oğuz xəbər » Turan » Kırım Tatarlarının Vatana Dönüş Mücadelesi (Anadolu Türkcəsində)

Kırım Tatarlarının Vatana Dönüş Mücadelesi (Anadolu Türkcəsində)

18 Mayıs 1944 senesi Almanlarla işbirliği yapmış oldukları bahanesiyle Kırım’daki kadın, çocuk, ihtiyar son ferde kadar tüm halk hayvan vagonlara yüklenerek Orta Asya ve Sibirya’ya sürgün edilir. Bu soykırım sırasında Kırım Tatarları nüfusların yüzde kırk altısını kaybeder. Sürgünle birlikte, Kırım’da Kırım Tatarlarından kalan bütün malların yağmalanmasından başka, Türk-İslâm geçmişine ait bütün tarihi binalar, abide ve eserler pek az istisna dışında yerle bir edilir. Kırım Tatar Türkçesi’nde yazılmış her tür kitap ve yayın, Kırım’daki ve Sovyetler Birliği’ndeki diğer kütüphanelerden toplanarak imha edilir.

1944’ten 1980’lerin sonlarına kadar Sovyet Birliğinde fiilen “Kırım Tatar”sözünün kullanması dahi yasaklanır. Ansiklopedilerden ve tarih kitaplarından Kırım Tatarlarına dair maddeler silinir. Sürgün sonrası 4 Mart 1945 tarihinde Sovyet Hükümeti’nin yayınladığı bir Kararname ile Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetini ortadan kaldırılır ve Kırım Oblastı statüsüne getirilerek, yine Rusya’ya bağlı bırakılır. Daha sonra Kruşçev, Rus-Ukrain kardeşliğinin 1000 Yıl bahanesiyle Kırım Oblast’ını Rusya’dan alarak Ukrayna’ya bağlar. Sürgün yerlerinde örgütlenmeye başlayan Kırım Tatarları Vatana dönme mücadelesini başlatırlar. Bu mücadele Kırım Tatar Millî Hareketi olarak adını alır. Kırım davasına ömrünü vakfeden yüce insan Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun liderliğindeki bu hareket Sovyet rejimi altındaki en büyük ve teşkilatlı insan hakları hareketi olarak tarihe geçer. Bu büyük mücadelenin neticesi olarak 1980’lerin sonlarından itibaren Kırım Tatarları vatanlarına dönmeye başlarlar. Nitekim SSCB’nin dağılmasının ardından demir perde arkasında yaşayan Kırım Tatarlarına bir umut ışığı belirmiştir. 90’lı yıllardan itibaren vatana dönüş serüveni hızlanır ancak bu o kadar da kolay olmaz. 1991’de Sovyet Birliği’nin yıkılmasıyla Kırım, Ukrayna devleti sınırları içinde bir Muhtar Cumhuriyet statüsüne gelir. Özbekistan’daki sürgün yerlerinden gelen Kırım Tatarları bir yandan maddi zorluklarla boğuşurken bir yandan da her ne kadar anavatanları da olsa geldikleri yerde kendilerini kabul ettirmek uğraşırlar. Nihayetinde de “Yeşil Ada Kırım” asıl sahiplerine kavuşur.

1990 sonrasında ortaya çıkan tabloya baktığımızda; Kırım Tatarlarının durumlarında, Sovyet dönemi ile mukayese edilemeyecek nispette bir iyileşme olduğunu ifade etmek mümkündür. Ancak “Vatana dönüş” mücadelesini kazanıp da, Kırım’a dönebilen Kırım Tatarlarının sayısı halen 300.000 civarında olup, çoğunluğu Özbekistan’da olmak üzere yaklaşık henüz Kırım’a dönme imkânı bulamayan eski SSCB arazisindeki Kırım Tatarlarının sayısı çeşitli tahminlere göre 200.000 civarındadır. Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatarlarının siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel haklarının verilmesi için gerekli kanunları yeterince uygulayamadı. 

Putin ile birlikte yeniden süper güç olma serüvenindeki Rusya’nın, Ukrayna’nın NATO ve AB ile yakınlaşmasını engellemesi aşamasındaki büyük çabaları ve Ukrayna’da Rusya yanlısı Yanukoviç’in 2010’da seçilmesi üzerine başlayan siyasi gerilim etkisini göstermiş ve Kasım 2013’de Ukrayna’da milliyetçiler Rusya baskısından kurtulmak üzere Euromeydan olaylarını başlatmıştır. Üç ay süren mücadele sonunda Rus yanlısı Başkan Yanukoviç Ukrayna’dan kaçmıştır. Fakat bu olayların sonucu Kırım’da yaşayan Kırım Tatarlarını ağır bir şekilde etkilemiştir. Rusya Federasyonu Euromeydan’dan sonra Ukraynalı milliyetçilerin Kırım’a saldıracağını bahane ederek 27 Şubat 2014’te Kırım’ı bir günde işgal etmiştir. Ukrayna’nın toprak bütünlüğü kararı hiçe sayılarak uluslararası hukuka tamamen aykırı 16 Mart 2014’de yapılan referandum ile de kurulan Kırım Cumhuriyeti Rusya Federasyonu’na bağlanmıştır. Kırım nüfusunun ise %60’tan fazlası Rus olup %13’un üzerindeki Tatar Türkü yaşamaktadır. Türklerin tamamına yakını söz konusu referandumu boykot etmişti. Başta BM olmak üzere uluslararası toplum bu katılmayı halen onaylamamıştır. Uluslararası Hukuk kurallarına göre bir ülke egemenliği altındaki bölge halkı referandumda %100 katılımla kabul sağlasa da bağımsızlık elde edemez.

Vatan Kırım’da yaşayanlar bugün korku, tedirginlik ve geleceklerinden endişeli bir şekilde yaşamaktadır. Şimdiye dek 30’dan fazla Kırım Tatar genci kaybolmuş bir kısmının cesedine ulaşılmıştır. 

Kırım’da çok yönlü Ruslaştırma çalışmaları bütün hızıyla devam etmektedir. Camiler yakılmakta, evler basılmakta, Kırım Tatarca konuşanların darp edildiği haberleri duyulmaktadır. Bunun sonucunda yaklaşık 10.000 Kırım Tatarının Ukrayna’ya kaçtığı bilgisi alınmıştır.

Gelelim son duruma işte 1944’lerde gelinen durum işte yeniden başa döndük. Ne bahtsızlık ki tarihte çekilecek çileleri olan mazlum halk… Uğruna canını ortaya koyan yüreği kocaman Mustafa Cemil Kırımoğlu vatanı Kırım’a giremiyor ailesi tehdit ve baskı altında. Buna rağmen mücadelesini sürdürüyor. Halk çaresiz, korkuyorlar. Boyun eğmiyorlar yine de başları dimdik. Dünya kamuoyunun, Suriye ve Irak’a odaklandığı dönemde de Rus yanlısı isyancı bölgeler ile merkez arasındaki mücadele sürüyor ve Ukrayna’nın doğu ve kuzey sınırlarında çatışma sessizce devam ediyor. 

Kırım kökenli bir aileden Girayların soyundan gelmenin gururuyla yaşayarak “iyi ki de gitmişim” dediğim Bahçsesaray’daki Han Saray’a bir daha gidememenin endişesini taşıyorum içimde. Kırım’a ilk defa Kurultay için arkadaşım sevgili merhum Kemal Çapraz ile gittim ve daha çok değil iki yıl önce Kırım’a dördüncü defa gittim, bu son gidişimmiş meğer. Cengiz Dağcı’nın mezarını ziyaret ettim güzel Kırım’ı son bir kez daha gördüm. Bu yaşananlar bana büyük acı veriyor ve konuyla ilgili duygularımı ve düşüncelerimi anlatan ben de birkaç satır yazmak istedim. Tıpkı bu yıl İsveç’te yapılacak 61. Eurovision Şarkı yarışmasına Türkçe sözleri olan ve anneannesinin anlattığı Kırım Tatarlarının sürgün hikâyelerinden ilham alan ‘1944’ şarkısıyla ülkesi Ukrayna’yı temsil edecek Ukrayna’nın popüler şarkıcısı Jamala gibi… Kimileri bu acıyı şarkı sözleriyle ifade eder kimileri de benim gibi kalemiyle ifade eder. Ümit ediyorum ki bir gün Güzel Kırım yine Hanlık dönemindeki gibi Kırım Tatar halkının yaşadığı sürgünü hiç yaşanmamışçasına, Rus işgaline hiç uğramamışçasına eski günlerine döner… Teşekkürler Jamala…

 

Doç Dr. Giray Saynur Derman

Comments,Baxışınız
oguz gif telegram
Play All Replay Playlist Replay Track Shuffle Playlist Hide picture